|
Sisteminizde Flash Player 10 kurulu değil :(
|
uzun uzun yollarim oldu yillar icerisinde. bir suru ucu bucagi belli olmayan seyahatte ogrendigim, bazilarina defalarca giderek pekistirdigim, kimini ise simdi arasam bulamayacagim bir suru yol. kilometrelerce asfalt, kimi zaman toprak, bazen cakil.
Labels: kendimce
yaziya friendfeed'de sevgili Uğur Özmen'den gelen yorumu noktasina virgulune dokunmadan yazinin girizgahi yapiveriyorum. bu kadar guzel oturabilirdi zira..
"Acının vergisini verdik, gülün haracını ödedik... Hüznü demirbaş defterinden düşmeye geldi sıra (demiş Hilmi Yavuz) "
uzunca bir suredir dusunuyorum etrafimdaki insanlara ve sifati insan olanlara karsi tahammulsuzlugumun nedenlerini. neden kopruleri yakmaya meyilli fevri tavir. evet cogu zaman dogru ve gecerli karari veriyor olmama ragmen, cogu zaman gereken tepkiyi veriyor olmama ragmen uzunca bir suredir pismanligini yasadigim tek hareket yuzunden sorgular oldum.
1000 tane dogru karar veriyor olsam dahi 1 tane verdigim yanlis karar yuzunden, bir tane hata yuzunden kaybettigim insan hem hayata bakisimi hem hayata karsi durusumu degistirecek kadar etkili oldu hayatimda. bugun bir kahvalti donusunde arabada tek basima kaldigimda radyo dinlerken duydugum bir parca ve hiz ibresini gormem ile tetiklendi yine dusunceler, yine her zaman "evimize" gittigimiz yolda oldugumu farkettim, "evimiz"in onune geldigimde tekrar farkindaliklarim yerine oturdu ve "burada ne isim var"i sorgulamaya basladim.
ve tekrar farkettim ki onca olup gidene, onca duzeltebilecek yanlisima ragmen bugun zaman makinasini bulsam o gune doner bugun mutlu bir adam olurdum.
insanlarin karsilarindaki veya etraflarindaki insanlara karsi gosterdikleri tahammul siniri ve iyi niyetin olcutu saniyorum kendilerine tahammulleri ile korelatif. kendine tahammulun, kendi hatalarina karsi tahammulun yoksa karsindakilere de hata sansi vermiyorsun. sonuc? yillardir duymaktan biktigim tanrisal yalnizlik.
o kadar kritik insanlardan o kadar agir cumleler duydum ki buna dair, insanlar ve yalnizliklari, bu kadar yalniz olunmamasi gerektigi, hayatimda insanlarin bulunmasi gerektigine dair. soyle bir bakildiginda mutemadiyen diyalogda oldugum herhalde son 10 yildir 1000'den fazla insan(sirkulasyon halinde) var. internet araciligi ile duzenli olarak diyalogda oldugum, sokakta temas ettigim, cok nadiren de olsa disari ciktigimda selamlastigim veya beraber disari ciktigim vesaire vesaire. bir kismini "evet sorumluluk almak gerek" diyerek hayatimin cok ufak kismina dahil edip onlarin dertleri ile de ilgilenmeye basliyorum. cok ufak bir kismini. kalan ise umurumda olmuyor. her zaman yaptigim profession based sohbetler ve alinabilecek know how var ise bu know how'i almak uzerine genel diyaloglar. veya usumus parmaklari isitabilmek icin (uzun suredir taniyanlar bu tabirimi bilir) klavye uzerinde hareketler.
bugune geldigimizde.. yasadigim bilinc kaybi sonrasinda tekrar farkediyorum ki hala konusmak, hala bir seylerin eskisi gibi olmasi icin cabalamak istiyorum. gel gor ki o kadar yiprandim, o kadar yiprattim ki tekrardan herhangi bir uzuntu yasatabilecek olma olasiligi icin icin tuketiyor gunden gune. ve hersey eskisi gibi olsun isterken ben eskisi gibi olursam yine yipratacagim, uzecegim endisesi sebebiyle uzak durmam gerektigini dusunerek "mantigimin" kazanmasina izin veriyorum.
belki de en buyuk hata mantiga bu kadar yer veriyor olmak ozel hayatta. bilemiyorum.(aslinda biliyorum ama bunu degistirmenin zorlugu ile dogru orantili inkar ediyor olacagim bir sure daha.)
bir gun zaman makinasini bulacagim ve ben haric hersey cok guzel olacak. ben ise bu sefer olmam gerektigi gibi.
bir diger "ke$ke"mdir. bugun sahip oldugum hayata bir kac yil oncesinde sahip olabilmek.
eger bugun sahipsem neden bugun olmasin..
cevap bulmam gereken cok soru var. cevaplamam gereken de bir o kadar fazla.
ama biliyorum ki hepsi bir gun gececek.
mutlu olmamin tek sebebi, bugun farkettim yine. hakkinda tek bir kotu soz soylememis olmak. kimse hakkinda kimseyle konusmadigimdan denebilir ama bugune geldigimde donup bakiyorum, ne kimseye ne de kendime "kizginligimi ve kirginligimi ifade etmek" disinda herhangi bir kotu soz soylemisligim yok. bugun bir arkadas sohbetinde gecen diyalog uzerine farkettigimde yuzume bir tebessum yayildi.
mutluydum galiba o an.
neyse, hepsi gececek.
Labels: kendimce
semantic web ve dunyanin yeniden (ve yeniden) kesfi
0 comments Posted by Sets at Posted by Sets : 08 April 2010 13:35yine Ugur Ozmen'in bir blog yazisi uzerinden hareketlendim, friendfeed'den de konusmalara bakabilirsiniz. bir ara bu konunun sohbeti de acilmisti, pek de keyifli bir sohbet olmustu diye hatirliyorum ama ayrintilari kafamda cok net kalmamis.
gelelim konumuza, Ugur Ozmen ile her bir araya geldigimizde ucundan kosesinden de olsa CRM'e bir dokunmadan gecmiyor sohbetler, her seferinde bilgilerin yanlis degerlendirilmesi ve kullanimin hatali olmasi durumunda nasil ornekler olustuguna dair gerek deneyimlenmislikler gerek tecrube gerekse olasi senaryolardan bir veya iki orneklem sohbet icerisinde yerini aliyor. yavas yavas sekillenmeye baslayan (once kullanici bazli icerik, interaktivite/interaksiyon ile gelen) web 2.0, simdi de semantikte semantik diye tutturulan web 3.0.
internetin gercek dunya orneklemlerinden feyz alarak sekillenmesi cok da anormal bir sey degil, hele de herseyin buyuk donanimlari tasimanin zorlugu ile basladigi dusunulecek olursa(TCP ilk zamanlar). gunumuze geldigimizde, markalarin ve sosyal topluluklarin etkilesim icerisinde oldugu bir dunyaya gecis sureci tamamlanir tamamlanmaz web kendisini web 2.0 olarak lanse etti, kullanicilarin internette gecirdikleri sure ve varliklarini ispatlama cabalarini gayet guzel bir sekilde kendi bunyesine entegre ettigi cozumler ile harmanladi ve web 2.0 olarak hepinizin tanismis oldugu interaktif, kullanici orijinli (odakli demiyorum ozellikle) yapilar kurulmaya baslandi. bunlarin temel amaci collaboration(kullanici orijinli isbirligi) odakli (kimi zaman competitive collaboration/kullanici orijinli ranking(siralama) mimarileri ile desteklenmis ve bir biri ile karsilastiran) kullanici deneyimleri saglamakti. sonuc? facebook, twitter, friendfeed diye sayacaktir insanlar ama bunlarin cok daha oncesinde varolan icerik ekleme ve yorumlama siteleri, forum mimarisi, daha evveliyati bbs'lerin yayginlasmasi gerceklesti.
varolanin "kavramlar" ile sinirlarinin belirlenmesi ve bu kavramlar dogrultusunda teknolojiler ile beslenmesi ile belirlenen teknoloji ve kullanici deneyimi odakli cozumler silsilesi diyebiliriz rahatca web mimarileri icin. yillardir kullanici verileri isleniyor, bu veriler dogrultusunda site arka planindan kullaniciya ozel avatarlara, kullaniciya ozel hosgeldin mesajlari ve kampanyalardan kisinin bulundugu ulkenin saatini gostermeye kadar pek cok "kisisellestirme" gerceklestiriliyorken web 3.0 cikip "semantik" olacagim diyor ve bunu "3.0" olarak lanse edip yeni bir seymis gibi sunuyor.
insanlari vuran kisim ise yillardir varolan teknolojilerin web mimarisine standart olarak eklenmesi ve anlatilanlarin kavramsallastirilmis olmasi sebebiyle ilgi cekici gelmesi. (2000'lerin basinda ftuff.com'u hatirlayanlar gunumuzde ajax dediginiz temelinde javascript callback'ten ote bir sey olmayan teknolojinin site icerisinde kullanildigini da hatirlayacaklardir.). teknolojilerin kullaniciya inmesi ve yayginlasmasi ne yazik ki kimi zaman dayatmalar ile oluyor, web konsorsiyum da bu konuda ustune duseni masallah pek guzel yerine getiriyor.
web 3.0'a geldigimizde, her konusu acildiginda aklima gelen sahne yillar oncesinde google ile hazirlanan bir video idi. google diger firmalari alarak bir dev haline geliyor, bir sure sonra news corp'u alip basin tekeli oluyor, sonra televizyon vs derken tum "telekomunikasyon ve iletisim odakli" mecralarin sahibi olup cikiyor, sonrasinda tum internete bagli kullanicilari "editor" olarak kullanarak yeni bir haber/iletisim yapisi olusturuyordu bu felaket senaryosu gerceklemesinde.
genele baktigimizda, zaten halu hazirda varolan bir cok teknolojinin (ornegin: kullanici deneyimini kisisellestirme, kullaniciya ozel icerik saglama, kullaniciya ozel arayuz saglama, kullanici bilgileri ve yonelimleri dogrultusunda ona ozel davranis modelleri belirleme, kullanici ve sosyal cevresinden hareketle kullanicinin taleplerini ve hamlelerini tahmin ederek ona uygun urunu onune cikartma vs vs) tekrardan kavramlar ile bezendigini ve insanlarin onune sunuldugunu goruyoruz. gel gor ki bu sisteme zaten cok uzun bir suredir "social profiling" denmekte, hatta kriminal tarafta suclu profili calismalarinda, akademik/sektorel arastirmalarda anket sonuclarinin degerlendirilmesinden ucu topluluklar ve insanlara dokunan calismalarin degerlendirilmesine bir cok alanda kullanilmakta.
gelelim hadisenin benim icin eglenceli kismina;
Ugur Ozmen der ki, web 3.0 trendi ile birlikte CRM'in onemi cok daha iyi anlasilacak, evet, anlasilmaliydi da zaten, web konsorsiyum ve internet kullanicilarinin gucu ile herkesin kafasina vura vura CRM'in ne kadar onemli oldugu ezberletilecek. identity management'in, varolan veri ambarlarindaki datanin boyutunun degil islenebilirliginin, icerisindeki verinin analiz edilebilirliginin onemi anlasilacak.
bu noktada sormak istedigim basit bir soru var, ayni zamanda da eglendigim soru bu. "peki ama simdiye kadar varolan veriler ne olacak?"
bu soruya cevap "yahu koca koca firmalar coktan hazirlardir" ise donup o koca koca firmalarin identity management, CRM mimarisi tarafinda yaptiklari hatalar sonucu size yasattiklari sacma sapan kullanici deneyimlerine bakin, Ugur Ozmen'in yazmis oldugu, diger konuda uzman insanlarin yazmis oldugu orneklere bakin ve tekrar dusunun derim.
web 3.0 ile yayginlasacak ve hizla gelisecek olan "kullanici odakli" mimari "kullanici orijinli" olan eskisine oranla cok daha ciddi bir analiz sureci, onemli kararlar ve dogru hamleler gerektiriyor. tipki tum CRM projelerinde sureclerin en bastan ele alinarak dogru analiz ve strateji ile cozume gidilmesinin gerekliligi gibi.
onumuzdeki surecte keyifle izleyecegim o copluge donmus veri havuzlarinin optimizasyonu icin harcanacak paralari, kaybolan verileri, yasanan sorunlar sebebi ile saatlerce, gunlerce hizmet veremeyecek devleri.
neden keyifle? cunki; nush ile uslanmayana etmeli tekdir, tekdir ile uslanmayanin hakki kotektir.
evet.
Labels: technical
Amazon, warehouse management ve big data store, cloud, distributed processing uzerine
0 comments Posted by Sets at Posted by Sets : 08 March 2010 13:26gelelim isin ticari boyutu ve anlasilabilirligi kismina; gecmiste varolan ve yaygin adi ile "depoculuk" olarak adlandirilan sistem temel kategorizasyon ve taleplerin kategorize edilmis icerik/urun gruplarindan ayristirilarak yeniden paketlenmesi, talebin karsilanmasi seklinde gelismekte idi. bu yapi icerisinde gerek kirilimlarin dogru konumlanmasi, gerekse raf yapilarinin esnekligi(urun kirilimlarinin bir anda degismesi veya ornegin tekstil sektorunde yeni sezon kreasyonunun daha seri islenebilmesini saglayacak hizli degisikliklerin yapilabilmesine musait raf gruplarinin olusabilmesi gibi) ve operasyonel planlamada "critical path method" uygulanabilirligini saglamasi cok yeni gelismeler.
Turkiye'de bir ornegini Levi's deposunda gorebileceginiz paletli raf/kayan raf olarak adlandirilan sistem normal kosullarda depo konumlandirmasinda varolan buyuk urun gruplarinin paletler ile stokta tutulmasi, erisilebilir yerlerdeki urunler bittikce forklift yordami ile urun beslemesi yapilmasi mantigini kiran, gittikce de yayginlasan "insan odakli" sistemlerden biri. (insan odakli dememin sebebini birazdan diger ornekte aciklayacagim).
temel olarak "biten urun/besleme stogundan urun indirilmesi/urun beslemesi" seklinde yasanan donguyu kiracak gelismenin cikis sebebi yogun transfer donemlerinde forkliftlerin cok fazla besleme yapmasinin gerekmesi ve urun beslemesinin gecikmesi(oncelik ve kuyruk tanimlama(priority ve queue) ihtiyaci), haliyle gelen taleplere yonelik paketlemenin cok uzun surelerde gerceklesmeye baslamasi. bu noktada yeni raf sisteminin sundugu esneklik: normal kosullarda her rafta bir urun turunden (birim olarak koli alirsak) 1 koli mal bulunurken kayan raf sisteminde arka arkaya dizilmis 4 koli mal bulunuyor, ondeki bittiginde koli atiliyor ve bir arkadaki one kayiyor. bu yapinin surecsel basarisi
1- rafta urun bitmesinin onune gecilmesi
2- urun beslemeleri sirasinda paketlemenin durmamasi
3- besleme onceligi ile ilgili listeleme/oncelik belirleme yapilabilmesi
4- artan besleme ekipmani/personeli maliyetini optimize etmesi seklinde siralanabilir.
bu noktaya gelindiginde baska bir ihtiyac daha goze carpiyor, bu sureci otomatize edecek sistemler. iste burada ayni raf sisteminin bilgisayarli olanlari devreye giriyor. stoga giren urunlerin bilgisayar sistemlerine de girilmesi ile birlikte temel sorulara cevap araniyor.
1- hangi urunden ne kadar stok mevcut,
2- raf sisteminde yeterli urun var mi,
3- raf sisteminde urun tukendiginde otomatik is emri yaratarak urun beslemesinin yapilmasini saglamak,
zaman icerisinde bu sorularin/calismalarin da cevabi/cozumu ortaya cikti. once 3 ila 6 aylik araliklarla gerceklestirilen depo sayimlari, bunlarin varolan ERP yapilarina islenmesi ve sonrasinda depo icerisinde kullanilan stok modulleri ile varolan raf yapisinin entegre edilmesi gibi cetrefilli cozumler ile ugrasildi. bir yerden sonra 3 ila 6 aylik sureclerde gerceklestirilen sayimlarin ve sonrasinda firma icerisinde gerceklestirilen operasyonlarin "depo maliyeti" unsuruna cok ciddi etkisinin oldugu, 3-6 aylik sureclerde gerceklesen firenin ve bu kadar uzun zamanlari "kismen goreceli" veriler ile gecirmenin gerek depo maliyetinde gerekse firma ile ilgili oncul kararlar vermede sorunlar yarattigi farkedilmis olacak ki RFID yayginlasmaya basladi, firmalarimiz gunumuzde yeni yeni bu teknoloji ile tanismaya basladi.
RFID(radio frequency identification) temel olarak kullanmakta oldugumuz barkod sisteminin radyo dalgalari araciligi ile yayin yapani seklinde tanimlanabilir. ne demek bu dersek, normal kosullarda bir urunumuzu etiketledigimizde bu etiketi bir "barkod okuyucu" ile okutarak urune dair bilgilere ulasabiliyorken RFID'li etiketlerde kullanilan etiket turune gore urunun belirli bir mesafede olmasi yeterli oluyor. (ornegin normal kosullarda tamami eski usul barkodlarla etkietlenmis urunler ile dolu bir depoyu saymak icin tek tek urunleri indirip uzerlerindeki barkodlari okutmak gerekirken RFID'de bu islemi herhangi bir calismaya gerek kalmadan (gerekli teknolojik altyapi kurulduktan sonra) an be an gerceklestirebilirsiniz.)RFID'nin yayginlasmaya baslamasi ile birlikte "teknoloji odakli" diye adlandiracagim depo mantigi gelisti. onceleri yogun transfer gerceklestiren askeri lojistik merkezlerde, sonrasinda sektordeki lojistik firmalarinda ve gunumuzde kargo firmalari ve retail sektorundeki bir kac firmada kullanilmaya baslanan, tamamiyle otomatize edilmis sistemler. sistemin calisma mantigi
1- tum urunlerin RFID etikletler ile isaretlenmesi,
2- gelen siparislerin bilgisayar sistemi tarafindan islenmesi,
3- depoda varolan robot yapilar/sistemler araciligi ile raflardan toplanmasi,
4- kutulanmasi,
5- talebin sahibine yonelik adreslemesinin yapilmasi,
6- kargoya teslim edilmesi seklinde gerceklesiyor. retail sektorunde bu konuda en ciddi calismalardan birini yanlis hatirlamiyor isem Zara gerceklestirmis durumda, aklimda kaldigi kadari ile;
merkez depolarinda toplam personel sayisi 5 ve ayni gun icerisinde oglen 3'e kadar magaza olarak gectiginiz siparisler ertesi gun sabah kapinizda olacak sekilde bir besleme mantigi kurmuslar. dagitik stok yapisi kurmamalarinin lojistik maliyetlerini arttiracagi dusunulsede merkezi stok ve tek bir depo maliyetine indirgenmis urun bazindaki maliyetin dagitik stok ve bunun lojistigi ile ugrasmaktan cok daha dusuk maliyetler ile kotarildigini ogrendigimde sasirmistim acikcasi. (CEVO gibi lojistik firmalarinin kurdugu alt yapilar da bu mantiga yonelik, agirlikli CRM uygulamalari ile desteklenen ERP yazilimlarinin saha entegrasyonu ile cok daha efektif ve alternatif depolama cozumlerinin gelismesini sagladi.)
Amazon'a dondugumuzde, uzun zaman oncesinde stoksuz satisin dogru cozum oldugunu dusunerek baslayan, gunumuzde ise musteri yonelimi odakli verinin ciddi analiz sureclerinden gecirilmesi ile "trend takibi" ve "musteri yonelimlerinin sekillendirilmesi" olarak adlandirabilecegimiz bir dizi unsur sonucunda urun stoklarinin belirlenmesi, bu stoklarin kanalize edilmesi ve hizli sekilde kullanici ile bulusturulmasi esasinda hareket ediliyor.
yani;
oncelikle fokusunda yer alan ulkede ve globaldeki trendleri takip ediyor amazon, bu takip surecinde varolan musterilerinin davranislarini inceliyor, hangi urunleri inceledikleri, hangi urunleri aldiklari, aramalari, yasam standartlari, internet uzerindeki hareketleri gibi bir cok veriden hareketle bir kullanici profili olusturuyor, bu kullanici bazli profilleri kitlesel hareketleri yorumlayabilmek icin genelliyor. sonrasinda kendi stoguna bu hareketleri karsilayacak urunleri cekiyor ve bunlari bir dizi pazarlama stratejisi ile kullanicilarina hizli bir sekilde ulastiriyor. amazon'un temel olarak bir e-ticaret sitesi olarak adlandirilmamasi, is taniminin "warehouse management" seklinde yapilmasi da bundan kaynaklidir.
gelelim Amazon'un bizim tarafimizda parlayan yildizina; uzun yillar boyunca musteri odakli veri analizi, urun maliyet analizi vs gibi konularda ellerinde bulunan cok ciddi olcekli datanin analizi icin yogun ugraslar/ar-ge calismalari ve maliyetlere katlandiktan sonra mukemmel bir ongoru ile bunu urune cevirdiler ve insanlarin hizmetine sundular. buyuk veri havuzlari uzerinde gerceklestirilen analiz calismalari, bu verilerin islenmesi icin harcanan islemci gucu ve bu sureclerin yonetilmesinde kullanilan ekipmanlari bir bir urun haline getirdiler ve yillar boyu yuruttukleri ar-ge calismalarinin, yuklendikleri maliyetlerin nakite donusumunu gerceklestirdiler.
Amazon AWS adi ile duyurdugu Amazon Web Services mimarisi kendi icerisinde EC2(elastic compute cloud), elastic mapreduce, simpledb, RDS(relational database service), FWS(fulfillment web service), SQS (simple queue service), cloudwatch, VPC(virtual private cloud), elastic load balancing, FPS(flexible payments service), devpay, s3(simple storage service), EBS(elastic block storage), web information service, mechanical turk(ki bu basli basina bir yazi konusu) gibi urunleri barindiriyor.
butune baktigimizda varolan buyuk veri ambarlarinin islenmesi ve cozumlenmesi icin gerekebilecek her adim kendi ic isleyislerinde varoldugundan ve uzun suredir kullandiklarindan her urunun butunlesik bir yapinin parcalari oldugunu gormek de zor degil. uzun zaman oncesinde database'in temellerine yonelik Oracle agirlikli egitimi veren bir dostum ile sohbet ederken degindigimiz bilinen databaselerin atalarindan olan Maya'larin veri yonetim sistemi Quipu, sonrasinda gelisen veri isleme ve veri depolama yontemleri, gunumuzde varolan urun depolama mantiginin bunun ile esgudumlu ilerlemesi ve sonunda iki mimarinin tek bir odakta (depolama) birlesmesi biri olmadan digerinin de varolamayacagini an be an kesinlestiriyor.
Ugur Ozmen'in yazisina atif ile baslamamin sebebi de temel olarak buydu, Carrefour'da gecirdigim bir gunun sonunda (anlik stok hareketlerinin dogru yonlendirmeler ile firmaya katacaklari, bu hareketlerin anlik gerceklestirilebilmesini saglayacak esnek mimariler ile ilgili bir problemin cozumune kafa yormaktaydim) Carrefour'un uyguladigi "mikrofon ile anons yaparak indirimlerinden iceride yer alan musterilerini anlik olarak faydalandirmalari" yaklasimi gayet yerinde olmak ile birlikte(haluhazirda internet ekosisteminde varolan "gunun firsati" ve mailing dinamiginden tek farki "o anda haluhazirda musterisi olan/alis veris yapmakta olan insanlara yonelik direct marketing uyguluyor olmasi), o anda cozmem gereken problem ile ilgili olarak da ampulun yanmasini saglayacak tetikleyici unsur olmustu.
ufak bir not ile toparlamak istiyorum zira genelini okudugumda 2. bir yazi ile data structure, big data store, cloud, distributed processing, map reduce vs odakli ayri bir calisma gerekebilecegini farkettim;
eskiden beri varolan yaygin hata "toplayabilecegimiz tum datayi toplayalim, isimize yarasin yaramasin hepsi elimizde bulunsun" inanisidir. kucuk olcekli islerde bu dusunce yapisi hic bir sorun olusturmayacakken(evet mantik olarak hatali ama surece baktigimizda islenecek veri miktarinin azligi sebebiyle sonucu almak cok uzun surmeyecektir) milyarlarca satirdan olusan, yuksek trafige sahip veri ambarlarinda bu data uzerinde islem yapmak, "aman hepsi bulunsun" diyerek "depo maliyeti" unsurunu gozetmeden aldigimiz kararin sonucunda bizim icin son derece kritik olan herhangi bir raporu cekmemiz cok uzun vakitler alacaktir. bu "cok uzun" sureyi 10 dakikaya dusurmenin maliyeti ayni oranda yuksek cikacaktir.
yapilan is dogrultusunda henuz "projelendirme" asamasindayken (ne yazik ki ulkemizde pek sevilen bir kavram degil) ihtiyac analizinin dogru yapilmasi, hangi verilere ihtiyac oldugu, ilerleyen surecte hangi raporlarin karar almada etken olacagi, bu rapor icin gereken verilerin dogru konumlandirilmasi, veri tabani mimarisinin profesyoneller tarafindan hazirlanmasi ve verinin tutulacagi yapinin dogru belirlenmesi son derece onemli unsurlar. bu sebepten amerika'da is yapmakta olan firmalardan biri cloudera ve ceo'su ilginc bir noktaya deginiyor, start-up'larin cogunun goz ardi ettigi buyuk veri ambarlarinin islenmesi ve firma icin deger olusturacak verinin islenmesi ile ilgili bir cok startup sorun yasiyor, ilk basta alinan yanlis kararlari duzeltmeye kalktiklarinda buyuk boyutlu veriler uzerinde islem yapmak zorunda kaliyorlar ve sonucun saglikli olabilmesi icin projelerini durdurmak, islemin sonuclanmasini beklemek zorunda kaliyorlar. (benzer sorunlari twitter'in da yasadigini hatirlamak gerek). bir cok start-up bu dagitik ve yanlis kararlar ile olusturulmus veri yiginlarinin duzenlenmesi icin gereken bilgi birikimine sahip olmadigi gibi bunu yapabilecek firmalara odeyebilecekleri paralari da yok.
son olarak Ugur Ozmen'in soyledigi, benim de tekrar altini cizmek istedigim bir soz ile bitireyim, "Unutmayalım ki, bir veri ambarı kurmak pazarlamacının ana amaçlarından biri olmadığı için, bu talebin HAKLI BİR NEDENİ olmalıdır. Yani, bu aracı kullanmak istiyorsanız ne amaçla kullanacağınızı bilmeniz gerekir." buradaki pazarlamaci yerine ben veri ambarina ihtiyac duyan her sektor insanini getirerek soyluyorum kapsamini biraz daha genisletip.
mola.
HTC Hero 2.73 ve custom rom hadiseleri
0 comments Posted by Sets at Posted by Sets : 03 March 2010 15:47piyasada varolan tum modified romlar ve htc hero root sohbetleri once firmware'i tekrar yukleyerek basliyor, burada onerilen ve sagda solda bulunan rom'da inadina 2.73'u downgrade etmenizi gerektiriyor.
is bu noktada insani delirtecek bir donguye giriyorsunuz.. baseband + boot image degistigi icin daha onceki versiyonlara donmenize izin vermiyor rom update utility, internette verilen 2.73 odakli rom linkleri bir sekilde calismaz hale gelmis. bu noktada yapilmasi gereken http://theunlockr.com/2009/10/18/how-to-downgrade-your-htc-hero-so-it-can-be-rooted/ adresinde yer alan yonergeleri izleyerek gold card'i olusturmak. (sagda solda bunun bir suru turkcesi de mevcut, anlamiyorum diyen bakinsin.) sonrasinda indirilmesi gereken rom ise ftp://xda@ftp.xda-developers.com/ adresinde mevcut.
ftp kullanici adi: xda
sifresi : xda
indirmeniz gereken rom htc klasorunde yer alan romlar icerisindeki (tam klasor adini xda'in ftp'si su anda calismadigindan veremiyorum) RUU_Hero_HTC_WWE_2.73.405.66_WWE_test_signed_NoDriver.exe isimli olan.
gold card'i olusturduktan sonra telefonu restart edip HTC Sync'in yesile dondugunu gorun, calistirin rom update utility'i gerisini o hallediyor. ardindan internette varolan diger makaleler ile root'tur custom rom'dur ugrasir durursunuz.
not: experimental android 2.0 ve 2.1 release'ler mevcut ancak HTC 2 ve 2.1 icin herhangi bir rom cikartmadigi icin tam bir driver destegi ve donanim uyumu mevcut degil. mart ortasinda resmi rom ciktiktan sonrasinda gecmek daha akillica.
hadi bakalim.
kendime not: bir ara bunun article'ini yapayim.
Labels: technical














