Sisteminizde Flash Player 10 kurulu değil :(

Ugur Ozmen'in yazdigi "veri ambari olustururken" yazisi uzerine friendfeed'de konusmaktayken boyle bir yazi fikri cikti ortaya. Ugur Ozmen'in yazisinda cok keyifli onermeler mevcut, bir gun gidip buyuk supermarketlerin urun dongusunun incelenmesi (inanin musteri olarak, sadece iceride dolasarak dahi cok fazla ayrintiyi yakalayabilirsiniz) bile cok ciddi fikir olusturacaktir.

     gelelim isin ticari boyutu ve anlasilabilirligi kismina; gecmiste varolan ve yaygin adi ile "depoculuk" olarak adlandirilan sistem temel kategorizasyon ve taleplerin kategorize edilmis icerik/urun gruplarindan ayristirilarak yeniden paketlenmesi, talebin karsilanmasi seklinde gelismekte idi. bu yapi icerisinde gerek kirilimlarin dogru konumlanmasi, gerekse raf yapilarinin esnekligi(urun kirilimlarinin bir anda degismesi veya ornegin tekstil sektorunde yeni sezon kreasyonunun daha seri islenebilmesini saglayacak hizli degisikliklerin yapilabilmesine musait raf gruplarinin olusabilmesi gibi) ve operasyonel planlamada "critical path method" uygulanabilirligini saglamasi cok yeni gelismeler.

     Turkiye'de bir ornegini Levi's deposunda gorebileceginiz paletli raf/kayan raf olarak adlandirilan sistem normal kosullarda depo konumlandirmasinda varolan buyuk urun gruplarinin paletler ile stokta tutulmasi, erisilebilir yerlerdeki urunler bittikce forklift yordami ile urun beslemesi yapilmasi mantigini kiran, gittikce de yayginlasan "insan odakli" sistemlerden biri. (insan odakli dememin sebebini birazdan diger ornekte aciklayacagim).

     temel olarak "biten urun/besleme stogundan urun indirilmesi/urun beslemesi" seklinde yasanan donguyu kiracak gelismenin cikis sebebi yogun transfer donemlerinde forkliftlerin cok fazla besleme yapmasinin gerekmesi ve urun beslemesinin gecikmesi(oncelik ve kuyruk tanimlama(priority ve queue) ihtiyaci), haliyle gelen taleplere yonelik paketlemenin cok uzun surelerde gerceklesmeye baslamasi. bu noktada yeni raf sisteminin sundugu esneklik: normal kosullarda her rafta bir urun turunden (birim olarak koli alirsak) 1 koli mal bulunurken kayan raf sisteminde arka arkaya dizilmis 4 koli mal bulunuyor, ondeki bittiginde koli atiliyor ve bir arkadaki one kayiyor. bu yapinin surecsel basarisi

1- rafta urun bitmesinin onune gecilmesi
2- urun beslemeleri sirasinda paketlemenin durmamasi
3- besleme onceligi ile ilgili listeleme/oncelik belirleme yapilabilmesi
4- artan besleme ekipmani/personeli maliyetini optimize etmesi seklinde siralanabilir.

bu noktaya gelindiginde baska bir ihtiyac daha goze carpiyor, bu sureci otomatize edecek sistemler. iste burada ayni raf sisteminin bilgisayarli olanlari devreye giriyor. stoga giren urunlerin bilgisayar sistemlerine de girilmesi ile birlikte temel sorulara cevap araniyor.

1- hangi urunden ne kadar stok mevcut,
2- raf sisteminde yeterli urun var mi,
3- raf sisteminde urun tukendiginde otomatik is emri yaratarak urun beslemesinin yapilmasini saglamak,


    zaman icerisinde bu sorularin/calismalarin da cevabi/cozumu ortaya cikti. once 3 ila 6 aylik araliklarla gerceklestirilen depo sayimlari, bunlarin varolan ERP yapilarina islenmesi ve sonrasinda depo icerisinde kullanilan stok modulleri ile varolan raf yapisinin entegre edilmesi gibi cetrefilli cozumler ile ugrasildi. bir yerden sonra 3 ila 6 aylik sureclerde gerceklestirilen sayimlarin ve sonrasinda firma icerisinde gerceklestirilen operasyonlarin "depo maliyeti" unsuruna cok ciddi etkisinin oldugu, 3-6 aylik sureclerde gerceklesen firenin ve bu kadar uzun zamanlari "kismen goreceli" veriler ile gecirmenin gerek depo maliyetinde gerekse firma ile ilgili oncul kararlar vermede sorunlar yarattigi farkedilmis olacak ki RFID yayginlasmaya basladi, firmalarimiz gunumuzde yeni yeni bu teknoloji ile tanismaya basladi.

     RFID(radio frequency identification) temel olarak kullanmakta oldugumuz barkod sisteminin radyo dalgalari araciligi ile yayin yapani seklinde tanimlanabilir. ne demek bu dersek, normal kosullarda bir urunumuzu etiketledigimizde bu etiketi bir "barkod okuyucu" ile okutarak urune dair bilgilere ulasabiliyorken RFID'li etiketlerde kullanilan etiket turune gore urunun belirli bir mesafede olmasi yeterli oluyor. (ornegin normal kosullarda tamami eski usul barkodlarla etkietlenmis urunler ile dolu bir depoyu saymak icin tek tek urunleri indirip uzerlerindeki barkodlari okutmak gerekirken RFID'de bu islemi herhangi bir calismaya gerek kalmadan (gerekli teknolojik altyapi kurulduktan sonra) an be an gerceklestirebilirsiniz.)

RFID'nin yayginlasmaya baslamasi ile birlikte "teknoloji odakli" diye adlandiracagim depo mantigi gelisti. onceleri yogun transfer gerceklestiren askeri lojistik merkezlerde, sonrasinda sektordeki lojistik firmalarinda ve gunumuzde kargo firmalari ve retail sektorundeki bir kac firmada kullanilmaya baslanan, tamamiyle otomatize edilmis sistemler. sistemin calisma mantigi

1- tum urunlerin RFID etikletler ile isaretlenmesi,
2- gelen siparislerin bilgisayar sistemi tarafindan islenmesi,
3- depoda varolan robot yapilar/sistemler araciligi ile raflardan toplanmasi,
4- kutulanmasi,
5- talebin sahibine yonelik adreslemesinin yapilmasi,
6- kargoya teslim edilmesi seklinde gerceklesiyor. retail sektorunde bu konuda en ciddi calismalardan birini yanlis hatirlamiyor isem Zara gerceklestirmis durumda, aklimda kaldigi kadari ile;

merkez depolarinda toplam personel sayisi 5 ve ayni gun icerisinde oglen 3'e kadar magaza olarak gectiginiz siparisler ertesi gun sabah kapinizda olacak sekilde bir besleme mantigi kurmuslar. dagitik stok yapisi kurmamalarinin lojistik maliyetlerini arttiracagi dusunulsede merkezi stok ve tek bir depo maliyetine indirgenmis urun bazindaki maliyetin dagitik stok ve bunun lojistigi ile ugrasmaktan cok daha dusuk maliyetler ile kotarildigini ogrendigimde sasirmistim acikcasi. (CEVO gibi lojistik firmalarinin kurdugu alt yapilar da bu mantiga yonelik, agirlikli CRM uygulamalari ile desteklenen ERP yazilimlarinin saha entegrasyonu ile cok daha efektif ve alternatif depolama cozumlerinin gelismesini sagladi.)

Amazon'a dondugumuzde, uzun zaman oncesinde stoksuz satisin dogru cozum oldugunu dusunerek baslayan, gunumuzde ise musteri yonelimi odakli verinin ciddi analiz sureclerinden gecirilmesi ile "trend takibi" ve "musteri yonelimlerinin sekillendirilmesi" olarak adlandirabilecegimiz bir dizi unsur sonucunda urun stoklarinin belirlenmesi, bu stoklarin kanalize edilmesi ve hizli sekilde kullanici ile bulusturulmasi esasinda hareket ediliyor.

yani;

oncelikle fokusunda yer alan ulkede ve globaldeki trendleri takip ediyor amazon, bu takip surecinde varolan musterilerinin davranislarini inceliyor, hangi urunleri inceledikleri, hangi urunleri aldiklari, aramalari, yasam standartlari, internet uzerindeki hareketleri gibi bir cok veriden hareketle bir kullanici profili olusturuyor, bu kullanici bazli profilleri kitlesel hareketleri yorumlayabilmek icin genelliyor. sonrasinda kendi stoguna bu hareketleri karsilayacak urunleri cekiyor ve bunlari bir dizi pazarlama stratejisi ile kullanicilarina hizli bir sekilde ulastiriyor. amazon'un temel olarak bir e-ticaret sitesi olarak adlandirilmamasi, is taniminin "warehouse management" seklinde yapilmasi da bundan kaynaklidir.

gelelim Amazon'un bizim tarafimizda parlayan yildizina; uzun yillar boyunca musteri odakli veri analizi, urun maliyet analizi vs gibi konularda ellerinde bulunan cok ciddi olcekli datanin analizi icin yogun ugraslar/ar-ge calismalari ve maliyetlere katlandiktan sonra mukemmel bir ongoru ile bunu urune cevirdiler ve insanlarin hizmetine sundular. buyuk veri havuzlari uzerinde gerceklestirilen analiz calismalari, bu verilerin islenmesi icin harcanan islemci gucu ve bu sureclerin yonetilmesinde kullanilan ekipmanlari bir bir urun haline getirdiler ve yillar boyu yuruttukleri ar-ge calismalarinin, yuklendikleri maliyetlerin nakite donusumunu gerceklestirdiler.

Amazon AWS adi ile duyurdugu Amazon Web Services mimarisi kendi icerisinde EC2(elastic compute cloud), elastic mapreduce, simpledb, RDS(relational database service), FWS(fulfillment web service), SQS (simple queue service), cloudwatch, VPC(virtual private cloud), elastic load balancing, FPS(flexible payments service), devpay, s3(simple storage service), EBS(elastic block storage), web information service, mechanical turk(ki bu basli basina bir yazi konusu) gibi urunleri barindiriyor.

butune baktigimizda varolan buyuk veri ambarlarinin islenmesi ve cozumlenmesi icin gerekebilecek her adim kendi ic isleyislerinde varoldugundan ve uzun suredir kullandiklarindan her urunun butunlesik bir yapinin parcalari oldugunu gormek de zor degil. uzun zaman oncesinde database'in temellerine yonelik Oracle agirlikli egitimi veren bir dostum ile sohbet ederken degindigimiz bilinen databaselerin atalarindan olan Maya'larin veri yonetim sistemi Quipu, sonrasinda gelisen veri isleme ve veri depolama yontemleri, gunumuzde varolan urun depolama mantiginin bunun ile esgudumlu ilerlemesi ve sonunda iki mimarinin tek bir odakta (depolama) birlesmesi biri olmadan digerinin de varolamayacagini an be an kesinlestiriyor.

Ugur Ozmen'in yazisina atif ile baslamamin sebebi de temel olarak buydu, Carrefour'da gecirdigim bir gunun sonunda (anlik stok hareketlerinin dogru yonlendirmeler ile firmaya katacaklari, bu hareketlerin anlik gerceklestirilebilmesini saglayacak esnek mimariler ile ilgili bir problemin cozumune kafa yormaktaydim) Carrefour'un uyguladigi "mikrofon ile anons yaparak indirimlerinden iceride yer alan musterilerini anlik olarak faydalandirmalari" yaklasimi gayet yerinde olmak ile birlikte(haluhazirda internet ekosisteminde varolan "gunun firsati" ve mailing dinamiginden tek farki "o anda haluhazirda musterisi olan/alis veris yapmakta olan insanlara yonelik direct marketing uyguluyor olmasi), o anda cozmem gereken problem ile ilgili olarak da ampulun yanmasini saglayacak tetikleyici unsur olmustu.

ufak bir not ile toparlamak istiyorum zira genelini okudugumda 2. bir yazi ile data structure, big data store, cloud, distributed processing, map reduce vs odakli ayri bir calisma gerekebilecegini farkettim;

eskiden beri varolan yaygin hata "toplayabilecegimiz tum datayi toplayalim, isimize yarasin yaramasin hepsi elimizde bulunsun" inanisidir. kucuk olcekli islerde bu dusunce yapisi hic bir sorun olusturmayacakken(evet mantik olarak hatali ama surece baktigimizda islenecek veri miktarinin azligi sebebiyle sonucu almak cok uzun surmeyecektir) milyarlarca satirdan olusan, yuksek trafige sahip veri ambarlarinda bu data uzerinde islem yapmak, "aman hepsi bulunsun" diyerek "depo maliyeti" unsurunu gozetmeden aldigimiz kararin sonucunda bizim icin son derece kritik olan herhangi bir raporu cekmemiz cok uzun vakitler alacaktir. bu "cok uzun" sureyi 10 dakikaya dusurmenin maliyeti ayni oranda yuksek cikacaktir.

yapilan is dogrultusunda henuz "projelendirme" asamasindayken (ne yazik ki ulkemizde pek sevilen bir kavram degil) ihtiyac analizinin dogru yapilmasi, hangi verilere ihtiyac oldugu, ilerleyen surecte hangi raporlarin karar almada etken olacagi, bu rapor icin gereken verilerin dogru konumlandirilmasi, veri tabani mimarisinin profesyoneller tarafindan hazirlanmasi ve verinin tutulacagi yapinin dogru belirlenmesi son derece onemli unsurlar. bu sebepten amerika'da is yapmakta olan firmalardan biri cloudera ve ceo'su ilginc bir noktaya deginiyor, start-up'larin cogunun goz ardi ettigi buyuk veri ambarlarinin islenmesi ve firma icin deger olusturacak verinin islenmesi ile ilgili bir cok startup sorun yasiyor, ilk basta alinan yanlis kararlari duzeltmeye kalktiklarinda buyuk boyutlu veriler uzerinde islem yapmak zorunda kaliyorlar ve sonucun saglikli olabilmesi icin projelerini durdurmak, islemin sonuclanmasini beklemek zorunda kaliyorlar. (benzer sorunlari twitter'in da yasadigini hatirlamak gerek). bir cok start-up bu dagitik ve yanlis kararlar ile olusturulmus veri yiginlarinin duzenlenmesi icin gereken bilgi birikimine sahip olmadigi gibi bunu yapabilecek firmalara odeyebilecekleri paralari da yok.

son olarak Ugur Ozmen'in soyledigi, benim de tekrar altini cizmek istedigim bir soz ile bitireyim, "Unutmayalım ki, bir veri ambarı kurmak pazarlamacının ana amaçlarından biri olmadığı için, bu talebin HAKLI BİR NEDENİ olmalıdır. Yani, bu aracı kullanmak istiyorsanız ne amaçla kullanacağınızı bilmeniz gerekir." buradaki pazarlamaci yerine ben veri ambarina ihtiyac duyan her sektor insanini getirerek soyluyorum kapsamini biraz daha genisletip.

mola.

turkiye'den bir htc hero aldi iseniz size 2.73 firmware ile verirler, ki kendisi android 1.5 temelli bir rom'dur.

piyasada varolan tum modified romlar ve htc hero root sohbetleri once firmware'i tekrar yukleyerek basliyor, burada onerilen ve sagda solda bulunan rom'da inadina 2.73'u downgrade etmenizi gerektiriyor.

is bu noktada insani delirtecek bir donguye giriyorsunuz.. baseband + boot image degistigi icin daha onceki versiyonlara donmenize izin vermiyor rom update utility, internette verilen 2.73 odakli rom linkleri bir sekilde calismaz hale gelmis. bu noktada yapilmasi gereken http://theunlockr.com/2009/10/18/how-to-downgrade-your-htc-hero-so-it-can-be-rooted/ adresinde yer alan yonergeleri izleyerek gold card'i olusturmak. (sagda solda bunun bir suru turkcesi de mevcut, anlamiyorum diyen bakinsin.) sonrasinda indirilmesi gereken rom ise ftp://xda@ftp.xda-developers.com/ adresinde mevcut.

ftp kullanici adi: xda
sifresi : xda

indirmeniz gereken rom htc klasorunde yer alan romlar icerisindeki (tam klasor adini xda'in ftp'si su anda calismadigindan veremiyorum) RUU_Hero_HTC_WWE_2.73.405.66_WWE_test_signed_NoDriver.exe isimli olan.

gold card'i olusturduktan sonra telefonu restart edip HTC Sync'in yesile dondugunu gorun, calistirin rom update utility'i gerisini o hallediyor. ardindan internette varolan diger makaleler ile root'tur custom rom'dur ugrasir durursunuz.

not: experimental android 2.0 ve 2.1 release'ler mevcut ancak HTC 2 ve 2.1 icin herhangi bir rom cikartmadigi icin tam bir driver destegi ve donanim uyumu mevcut degil. mart ortasinda resmi rom ciktiktan sonrasinda gecmek daha akillica.

hadi bakalim.

kendime not: bir ara bunun article'ini yapayim.

eger ki bir adet inspiron 9400'unuz var ise, windows 7 kurulumu sonrasinda "base system device" adi altinda driver'i detect edilememis 2 tane device goruyor iseniz aradigi driver:

Ricoh_R5C833_A00_R240788.exe dir. kendisi sd card reader'in driver'i olmak ile birlikte http://support.us.dell.com/support/downloads/download.aspx?c=us&cs=19&l=en&s=dhs&releaseid=R240788&formatcnt=1&libid=0&typeid=-1&dateid=-1&formatid=-1&fileid=347097 adresinde yer alir.

kaptanin seyir defte...

"her bitis tipki olum gibidir aslinda, nasil ki olum bir sonlanissa tercihsiz, kimi zaman tercihli fakat bahaneler ile dolanmis, her bitis, ayrilis da keza aynidir. kimi zaman bahaneleri vardir, kimi zaman gercekleri.

her bitisin ardindan insan nasil ki oncesi ile yad eder ve oncesini ozlerse, bitisin sonrasini bilmez, bitisin sonrasina dair ani biriktiremediginden mutevellit bitisi hissedip sonrasini idrak edemezse iste o zaman baslar ozlemeye, anmaya, yad etmeye.

eger bu bitis olume dair degil ise, insana dair ayriliksal bir bitis ise idrak edilen, ara ara yad edilen, ozlenen, kimi zaman kisi kendini muhattap sanir bu ozleme, yad edislere, hasretlige.. oysa kisi bitis ile beraber muhattap olmaktan cikmistir artik, bitenin bittigi ana kadar muhattabi vardir zira, bittikten sonrasinda tek muhattabi kendidir kisinin, ozlemini de, hatiratini da kendi icinde yasatir" dedi..

"her ne zaman ki birileri kendini muhattap saymaya kalkar senin bitene dair hatiratini yad edisine, bil ki icinde uktedir, dokunma" dedi,

"gozlerinin icine bakarak muhattabin ile son konustugun ani ve soylenenleri unutmadiktan sonra vedahi kendi tarihceni satir satir okuyup her ani hatirlayabildikten sonra zaten muhattapsizligina muhattap olmaya calisanlarin beyhude cabasi senin kendilliginden vazgecip soyledigin samimiyetine cevap vermeyisleri gibi sessizlige burunecektir.. nasil ki sen kendi tarihini bir bir yasandigi zaman ile ortaya koyup hatalarin icin ozur dileyebiliyorsan hem muhattabina karsi, hem kendi icinde hesaplasman ile basbasa, nasil ki kulaklarinda yankilaniyor her soyledigin soz, her ani gozlerinde cakiyor simsek simsek.. muhattabin da kendi insan bedenindeki mulki tanrisalliginin bedelini sozleri ile yuklenmeli, hakkaniyet cercevesinde karsinda yuzu ak, basi dik durabilmeli idi" dedi..

ve sonrasinda kimse konusmadi, sadece kar, alabildigine soguk, isigi yanmayan bir daire.

zamanin birinde, simdiki olur, gelecek olur, sensiz gecmis olmayan zamanin birinde farkettim ki;

sensiz uyandigim her sabahin; seninle biten bir gunun sabahinda seni soluyarak baslamam kadar gercek oldugunu anladigim an inanmaya basladim masallarin aslinda varolmayan dunyalari vadederek 'hayalgucu' denen safsatalar diyarini costurmak amacli oldugunu.

seni izleyerek uykuya daldigim, seni ozledigim icin uykumdan uyandigim geceler, 'acaba ustunu acti mi' endisesi ile uyanip kapali gozlerine bakarken optugum alnin ise bir masaldi yasamayi beceremedigim cocukluguma inat.

agzinda peyniri ile kargaya seslenen kurtundan tut, kafasini siseye sikistiran leylege kadar, gole maya calan nasrettinden uykuya dalan pamuk prensese kadar, her birinin masumiyeti, dinleyen cocugun safligi gibi..

safligin ve utangacligin guzelligini hatirlamam bu yuzdendir belki de sana her baktigimda, her uykuya dalisim oncesi alnindan opusum, sarildigimda yanimda olmanin verdigi sicaklik ile uykuya dalisim, sen olmadiginda ise 24 saatlik bir tespihin tanelerini asindirircasina saatleri bir bir cekisim bu yuzdendir, belki de; kim bilir?

ozlemeyi ozlemeyisim, ozleyislerimin anlara dair olusu ve zaman tanimayisi bu yuzdendir, evet. bunu ben bilirim.

defalarca sorup ayni cevabi alacagim bir aynanin olmayisina oykunmek ise masallarda yasamak, sonsuz uykundan, tum hircinligindan, kirilmisligindan, yipranmisligindan ve bikmisligindan alnina konduracagim bir opucuk ile uyanacagina inanmak ise masallarda yasamak, varsin masal olsun yasanan..

ve bir gun uyandigimda sairin dizeleri olsun dudaklarimda..

'hayalle yasamisiz gercek dunyayi, zamani icmisiz farkinda degiliz' diye cikiversin tek solukta.

bahcesinde filler oynasan mor panjurlu villanin havuz basinda muz yiyelim, gobegimizi kasirken semirelim.

yine parmaklarim saclarinin arasinda dolansin sana 'olacaklari' anlatirken.. ve yine dogruluklarina inat isyanin olsun tum hircinliginla.

filleri sevelim, muzlara sevinelim.

yasayalim, ve gorelim.

evvel zamanin sensizliginde, seninle olan zamanin ebediyetinde, develerin kamburlugu henuz masallara konu edilmemisken ve masallar dandinilerin masumlugundan arinmis, dungangalarin hoyratligindan siyrilmis iken bir sensizlige oykunmemin daha sonuna geldim.

gokten uc elma duseyazdiginda birinin ayva olma ihtimali ile sonlandirdim dusunumu.



10.12.2008 - ek$i.

Older Posts