|
Sisteminizde Flash Player 10 kurulu değil :(
|
bilisim stk'lari ulastirma bakanindan neler ister?
0 comments Posted by Sets at Posted by Sets : 27 December 2011 13:12bilisim stk'larinin vizyonsuzlugundan ve STK olarak islevsizliginden her onume getirildiklerinde bahsediyorum. vekil secimleri oncesi parti liderleri ile gorustuklerinde vergi duzenlemesi, ihaleleri daha rahat alabilmek vb gibi maddi kaygilardan dert yanan bu STK'lar siyasetin oyuncagi olmaktan oteye gecemedigi gibi kendi rantlari disinda birseyi de siyasi otoriteye sunmayan, trost olabilmek icin cabalayan fonksiyonsuz veya sadece kendi cikarlari ekseninde fonksiyonel kurumlar olmaktan oteye gecemediler.
bu seferki konuya muhattap olanlar, en azindan bu sacmalikta imzasi olanlar kimler?
BGD, BIYESAM, BMD, BTD, CMD, ECID, EDER, INETD, ITO, LKD, MOBISAD, MOBILSAD, TBD, TBGD, TEDER, TELKODER, TESID, TID, TOBB Yazilim Meclisi, TUBISAD, TUBIDER, TUBIFED, TUTED, TZV, YASAD. bunlar bir araya gelmis, toplanmis, ulastirma bakanina sunmak uzere bir calisma hazirlamislar ve taleplerde bulunmuslar.
nedir bu talepleri?
onlarin sunumlarindan sayfalari buraya aktarip altina da kendi yorumlarimi ekleyecegim.
2010 gerceklesen ile 2023 hayalini gerceklemek icin isaret ettikleri yonde ilerlenmesinin gerekliliginden dem vurarak baslamislar, vakti zamaninda e-devlet, e-donusum ve e-ticaret konularinda bilirkisilik yapan, bagimsiz kurullar olarak calisan bu STK'lar bugune geldigimizde kendi vizyonsuzluklarini gozler onune seren "eylem planlari eskimistir" cumlesini kurmayi basarmislar. 2011'de 2010 gercekleseni ustunden 2023 hayali kuran kurumlarin bu calismalar sirasinda varolan vizyonsuzluklari ve basiretsizlikleri ne hikmetse gelir beklentisi ve piyasa hacmi ongorusunde aciliveriyor ve 10 yil sonrasina iliskin tahmin yurutebiliyorlar.
bilisim ile kalkinma/bilisim stratejisi haluhazirda mevcut ve yurutulmekte iken bundan bihaber sekilde "yapilmali" diye ortaya cikmak da ayri bir basiretsizlik ornegi.
tubitak konusunda soyledikleri umursamazlik ve vurdumduymazliga basiretsizlik, vizyonsuzluk ve yeteneksizligi de ben ekleyeyim ama turksat icin ayni seyleri soyleyemeyecegim. yakin donem kamu bilisim vizyonunda (biraz takip etseler farkederlerdi) turksat'in rolu ve onemi cok buyuk. ilerleyen surecte hep beraber bunu gorecegiz.
yani diyorlar ki, kobi'lere biz satamadik, bunu kararname ile zorunluluk yapin (sirketlerin web sitesi zorunlulugu gibi) ustune kdv'yi dusurun, vergi muafiyeti uygulayin ve RANT yaratin, biz de bundan faydalanalim. KOSGEB zaten anasini aglatti ve kendi uyeleri olan bir cok firmayi zengin etti ama yetmiyor, ayni stk'larin uyesi olan bilisim firmalari personel egitiminden maas artisina, hizmet kalitesinden devleti dolandirmamaya, ihale usulsuzlugu yapmamaya bir cok temel ilkeden uzakken ustune bir de "armut pis, agzima dus" politikasini bariz bir sekilde ulastirma bakanina sunmak abes.
ozel sektor oyuncularinin daha mali regulasyonlara dahi uymadigi bir ortamda, varolan girisimleri ve innovation'lari korumaya yonelik bir cok yasal acigin oldugu, ustune sektor oyuncularinin cok da temiz olmadigi ortamda girisimcilerin bilgilerini paylasmak, onlarin projelerini ozel sektorde varolan buyuklere sunmak ve seffaf olmak; bu oyuncularin durust olmasini beklemek abes ile istigaldir. kaldi ki devlet fonlarina ortak olmak isteyen ozel sirketler gayet guzel bir araya gelerek private equity, venture capital firm kurabilirler, bunu yapmak yerine neden devletin fonlarina ortak olmak istediklerinin net ve samimi bir aciklamasi varsa duymak isterim.
giris bariyeri istenmis, sebep? cunki koklu sirketler cok yuksek ucretler ile hizmet saglayabilirken yeni firmalar cok dusuk ucretler ile referans toplamaya calisirlar, biraz buyuduklerinde onlarin da fiyatlari yukselir ve ekosistem yasayisina devam eder. rahatsizlik duyduklari ise yeni oyuncularin baz fiyattan is alip kendi ekonomilerini baltalamasi. peki ama kamu'da sizin girdiginiz ihaleye bir sekilde dahil oldugumuzda aranizda en dusuk fiyat verenin yarisindan az fiyat verip ustune isi layigi ile yaptigimiz gercegi ne olacak? evet, sertifikasyon ve akreditasyon sart ama bu STK'lar tekeline birakilamayacak kadar hassas, devlet gozetiminden uzak tutulamayacak kadar onemli bir konu. haliyle kendi isaret ettiginiz kurumlar degil devlet organlari bu akreditasyon ve sertifikasyonu yapmali. turksat tarafinda tekrar not dusmekte fayda var, bi zahmet bunu yazan stk'lar toplanip turksat istiraklerini, sirket yapisini ve konumlanmasini incelesin. "gitsin uyduculuk yapsin, kablo internet satsin" okuyan ve bilenin gulup gececegi bir yonlendirme/gonderme.
yine vergilendirmenin duzenlenmesi, para kazanamiyoruz isyanlari, onumuz kesiliyor hezeyanlari. stk'larin icerisinde yargi, ekonomi vb gibi kollardan anlayan insanlar var, bir araya gelip "bu bu bu adimlar atildiginda soyle sonuclar alinir ve bu sekilde bir kazanc saglanir/sektor genislemesi elde edilir" diyemiyorlar mi? vergi dusurulsun, kaldirilsin, oran azaltilsin deniyor ve sonrasinda ciddiye alinmayi mi bekliyorlar gercekten?
peki vergi dusurulsun yapilsin edilsin, yarin MASAK ve maliye bakanligi beraber calisma yapsa ve bu STK'lara uye olan sirketleri incelese, personel sigortasindan vergilendirmeye, maas odemelerinden gelir beyanina kadar tum firmalariniz tertemiz gececek mi bu denetimden? siz ekonomiyi kayit disi ve yaniltici bir durus ile ilgili bakanliklara sergilerken onlar neyin analizi ustunden hareket edip neyin kararini alacaklar?
isin ozunde 24 slide'lik sunumda hic mi dogru birsey yok? toplasak 5-6 cumle dogru illaki cikar, geri kalani vergi dussun, kredi karti bilgileri saklanabilsin (kamu bunun muhattabi degil, master visa bunun muhattabi ki bundan bile haberleri yok), vergi dussun, STK'lar daha cok soz sahibi olsun ve muhattap alinsin, vergi dussun, baz istasyonlari rahat birakilsin, vergi dussun vs vs.
ayni adamlar afet durumunda alternatif iletisim alt yapisi ile ilgili bir calisma grubu kurulsun demisler ki ne AKOM'dan ne de alternatif omurgalardan haberdarlar demektir, durum bu kadar icler acisi. gectim gelecege yonelik vizyonu, gecmis 10 yillik vizyonu dahi takip etmeyip izlememisler..
benim sinirim ve midem ilk 5 slide'i degerlendirmeye yetti, daha fazlasini da ayni sekilde yorumlayarak devam edersem agir konusmaya, muhattap almadigim bir kitleye yonelik luzumsuz vakit kaybina girmis olacagim.
her firsatta onume sunulan bilisim stk'larinin ulastirma bakanindan taleplerinin yer aldigi sunumun geri kalan slide'larini da ekliyorum asagiya, usenmeyen okusun.
turkiye, startup'lar ve ilintili kavramlar uzerine
0 comments Posted by Sets at Posted by Sets : 20 February 2011 13:50bir sure once yine friendfeed'de sohbet ederken sekillenen konuyu blog yazisi ile toparlayacagim demistim, araya hastalik, ilgilendigim sirket sayisinin ve dolayisi ile islerimin artmasi sebebi ile bir suru sey girdi ve ancak bugun vakit bulabiliyorum.
aslinda hersey gectigimiz haftalarda sabaha karsi danismanlik verdigim sirketlerden birinde calisan personel, sirketin ceo'su vs hep beraber emirgan'a giderek sohbet etmeye basladigimizda gecen diyalog ile basladi.
hisse opsiyonu sunulmustu personele, personel hisse opsiyonunun sirket ortakligi oldugunu dusunuyordu ve kendisine direkt olarak hisse verilecegini saniyordu, bunun uzerine bir sohbet gecti ve kavramlardan emin olmadan nasil kabul edebildigini sordugumda bir cevap gelmedi.
startup'larda herkesin dikkatini ceken konular sirketlerin hisse veriyor olmasi, sirketlerin guzel ortamlar sagliyor olmasi vs gibi seyler, aslinda startup olarak adlandirdigimiz ve bir fikrin execution'i ustune calisan ve bunu hizlica gerceklestirebilmek icin bir cok proseduru atlayarak, daha uzun mesai saatleri ve yogun tempo ile calisan yeni kurulmus, kurumsalliktan uzak kalarak hizli karar alabilme ve hareket edebilme kabiliyetini koruyan, yatirim alma odakli kurulmus sirketler. bir cogu angel investor'lar olmadan ilk bir kac aylarini tamamlayamayacak durumda iken yine bir cogu seed dedigimiz destekleyici ve buyutucu yatirimi almadan fikirlerini yeterli buyukluge gercekleyemedikleri icin yokolup gidiyor.
angel investor kavramina baktigimizda, genel olarak paraya ihtiyaci olan firmalara hem parasi hem de tecrubesi ile ortak olarak firmayi mali darbogazdan cikartarak deger yaratmasi icin tesvik eden, tecrubesi ile finansal konulara ve piyasaya yonelik olarak firmayi hazirlayan, yon veren kisiler olarak ozetleyebiliriz. (anlattiklarim turkiye geneline yonelik olmayacaktir, etrafimda olanlar turkiye'deki "yatirimci" kitlesine bakis acimi iyi bilirler, yazinin ilerleyen sureclerinde de deginiyor olacagim zaten). angel investor'lar, genellikle belirli bir yuzde veya satin alma hakki karsiliginda yatirimlarini da koruma gudusu ile yonetimde soz hakki alarak sirketlere dahil olurlar. koyduklari para sirketin belirli bir noktaya gelmesi icin gereken masraflari karsilayacak duzeydedir (bu $10.000 olabilecegi gibi ~$700.000 gibi rakamlar oldugu da gorulmustur.). bu surec icerisinde firma masraflarini karsilar, gelistirme icin gereken ekibi, malzemeyi karsilayabilir hale gelir ve darbogaza girmeden urune odaklanir, sonunda fayda saglayacak urun ortaya cikar ve bu surecte execution'in dogru olduguna inanan seeder'lar gelebilir, 1 veya 2 round daha yatirim doner, arkasindan VC (venture capital) firmalari ile gorusmeler baslar ve nihai sonucta tum bu terane "VALUATION" dedigimiz sirket degerlemesinin artarak ilerlemesi ile sonuclanir. (zynga ve facebook ornekleri cok goz onunde gerceklesiyor, ilerlemeye ve valuation'in adim adim nasil arttirildigina biraz arastirarak vakif olabilirsiniz).
ornegin bir sirket actiniz, bu sirket mouse'lariniz ustunden muzik dinleyebilmenizi saglayacak teknoloji gelistirmeye odaklandi ve bu fikir cok tutacak bir fikir. (tamamen ornek olarak yazdigimi anlamissinizdir herhalde) angel investor ile gorustunuz, fikir, fikrin kagit uzerinde sekillenmesi, business plan ve sunumunuz onun da cok hosuna gitti, kurdugunuz ekibe ve sirkete guvendi ve size ekibinizi buyuterek urunu daha hizli cikartmaniz ve masraflarinizi karsilamaniz icin sirketin %40 karsiligi $100.000 para verdi (boylece sirket valuation'imiz $250.000 olarak belirlendi angel'imiz tarafindan). arkasindan isler iyi gitti, ilk demo urununuzu cikartmayi basardiniz, bu arada ilgilenen 2 yatirimci arkadasi ile gorustu angel investor'iniz, onlar da yatirim karari aldilar, 1. round yapildi, burada %10 hisse karsiligi $300.000 gibi bir giris kabul edildi ve hisse dagitimi yapildi. sirket hisseniz %50'a duserken sirket degeriniz $3.000.000 gibi bir rakama yukseldi, arada 2. bir round daha yapildi ve yine yukseldi vs vs, seeder'larin round'lari bittikten sonra VC'nin gelisi ile birlikte oncul yatirimlari yapan grup genel olarak ilk exit'ini yapmak ister, bu noktada bir miktar para aldilar ve ortakliklarini korudular, isler buyudu vs vs.
bu, isin aslinda keyifsiz, yogun calisma gerektiren, sozlesmelerden cok iyi anlamaniz ve isi bilen avukatlar ile calismanizi gerektiren kismi. canim ulkemde bir suru ornegini duyabileceginiz ve gorebileceginiz olaylar silsilesi, yasanmislik mevcut. cok dusuk paralara sirketin cogunluk hissesini alip sonrasinda sermaye arttirimi ile sirket disi birakilan fikir ve emek sahiplerinden tutun da yonetimsel anlamda kar/zarar ortagi gibi gosterilip sonrasinda gelir gider dengesi uzerinden sirkete surekli borclandirilan insanlara kadar bir cok degisik ornege rastlamak mumkun. buna karsilik guzel ornekler de yok degil. hep anlattigim step hali ornegi vardir, is yatirim'in guzel bir case'idir ve mutlaka arastirmanizi oneririm.(is yatirim 3.5 milyon ile basladigi yatirimini nasil sekillendirdi, sirkete ilk ortak olan grup ne kadar para ile ne kadar hisse aldi, su anki sirket degeri nedir gibi seylere bir bakin.)
gelelim isin asil bahsetmek istedigim personel bacagina, cok uluslu firmalar ise personel alirken hisse opsiyonu sunarlar. buradaki temel mantik opsiyon sunulan her personelin sirketin bir parcasi olmasini saglamak, sirket kulturunu "hepimiz kazaniyoruz" lafindan cikartip gercekligi uzerine kurmak ve sirketin her parcasinin sirkete ve gelirlere faydasi olmasi durumunda bundan kazanc saglayabilecegi sistemi gerceklemektir. bir sirket ile calismaya basladiginizda size belirli sayida hisse opsiyonu, emekliliginize yonelik fon opsiyonu gibi bir cok sey sunarlar, hisse opsiyonunda size doner "x yil icerisinde, 1. yil %y, 2. yil %z, 3. yil...." verilecek sekilde toplamda verilecek hisseyi sunarlar ve bunu sizin yapacaginiz belirli seylere baglarlar. bunun disinda bazi sirketler doner der ki "kendi basiniza yatirim amacli sirketimizin hisselerinden almak istediginizde son x ay icerisindeki en dusuk degerden almaniz icin employee discount programimiz var, bundan faydalanabilirsiniz" vs vs. bunlarin tamami sirket kulturu ve beraberinde olusturulmus yapinin parcalaridir, sizin butunun bir parcasi olmaniz ve butunun ilerlemesi icin gerekenleri yapmanizi saglamaya yonelik motivasyon unsurlaridir.
startup'lar ise bu kadar kurumsal kavramlara sahip olacak, bu kadar oturmus kulturel unsurlari gercekleyecek vakte "henuz" sahip olamamistir vefakat yaptiklari isi kaliteli, hizli, profesyonel sektor oyunculari ile rekabet edebilecek duzeyde gerceklestirmeye ihtiyaclari vardir. bu noktada personellerine cok yuksek maas odeyemeyecek olan yeni sirketler personellere hisse opsiyonu, borsa kotasyonu sirasinda kendilerine avantaj saglayacak anlasmalar, gelen yatirimlar dogrultusunda maas iyilestirmeleri, bonuslar vb gibi imkanlar onerirler.
bunu para sacmayi sevdiklerinden veya super iyi niyetlerinden yapmazlar tabii ki; ) normal kosullarda bulundugunuz konumu dolduracak kisiye verilmesi gereken maas $10.000'ken sizi $4.000'e iceri alarak startup'in maliyetlerini dusuk tutmak, sizi de yatirimin ve "RISK"in parcasi yapmak gibi sebepleri var.
takip edenler farketmistir, startup'lar cok ciddi transferler yaparlar, daha ilk bastan buyuk hatalar yapmamak, personel kaynakli olusabilecek hatalari minimuma indirmek, zaten cok riskli olan girisimin personel odakli olan gelistirme, urunlestirme kisminda minimum sorunu yasayarak maksimum verimi elde etmek icin kayda deger tecrubeye ve bilgiye sahip insanlari alirlar. bu insanlar hem bilgieri ile urunun kalitesini yukseltir, hem de edinmis olduklari tecrube dogrultusunda firmanin stratejilerini, bir sonraki hamlesini, alt yapisini dogru kurmasini saglarlar. kurulan yapi dogru ise, fikir dogru ise ve dogru alt yapi ile gerceklenirse sonrasinda yuzlesilmesi gereken bir cok sorundan kurtulmalarinin anahtari olur bu kararlari ve ilk ise alim surecleri.
ps: facebook'un kurulusunda 4. adam olarak ise alinan (employee #4 olarak da bilinir) Taner Halicioglu'nun ozgecmisi, facebook'ta neler ile ugrastigi, su anda calistigi firma gibi bilgilere bakarsaniz anlattiklarim belki biraz olsun netlesir kafanizda.
olaya personel acisindan baktigimizda neden bunlarin yapildigi, neden bu firsatlarin sunuldugu daha net anlasiliyordur artik. personel olarak sizler de bir startup'a girdiginizde belirli bir riski kabul ediyorsunuz, cogu zaman almaniz gereken maastan daha azini aliyorsunuz ve firmanin gelisim surecinde sizler de "YATIRIMCI" olarak bulunuyorsunuz. ortaya koydugunuz deger hem kendinizin hem de firmanin gelecegi icin onemli unsurlar barindiriyor (firma icin tecrube, bilgi birikimi vs iken kendi geleceginiz icin maddi karsilik beklentisi/vaadi ile zamaniniz ve emeginiz gibi).
bu noktada ulkemizde en sik duymaya alistigimiz sozlerden bir kac tanesi;
"biz burada bir aileyiz", genel olarak meali: "hepinizin ustunden super zengin olacagim"
"hepimiz kazanacagiz", genel olarak meali: "maaslariniza tabii ki zam yapacagim, ferrari'min taksidi bitince.."
"para kazanmaya basladigimizda senin kendi ekibin olacak ve sen onlari yoneteceksin", genel olarak meali: "ferrari aldigimi soylemis miydim? taksit hani? sen cok guzel hallediyorsun isleri zaten.."
en acisi da personellerden duydugum "patronum cok iyi bir insan, verdigi sozu tutar" tarzi sozler. yasadigimiz dunya, ozellikle is dunyasi sozler degil sozlesmeler ile, kanunlar ve mevzuatlar ile sekilleniyor. size verilen sozlerin mahkemede bir hukmu olmadigini, sozlesmelerin ve ilintili kanuni duzenlemelerin herhangi bir sorun durumunda sizi koruyacagini asla unutmayin.
turkiye gercegine dondugumuzde, burada sirketlerin borsaya kote olmasina dair duzenlemeler henuz yeni yeni yapiliyor(tum a.s.'lere zorunlu hale gelmesi vs), sirketten hisse opsiyonunu aldiniz, 3 yillik bir anlasma yapmistiniz %3 hisse icin, bu sure icerisinde sirket 2 kere sermaye arttirimina gitti, hisse oraniniz da buna bagli olarak %1.2'ye dustu, 3 yilin sonunda tum hisseyi aldiniz. sirket ortagisiniz, ve?
sirket satisina kadar bu hisse karsiliginda pay almaniz cok zor, sirket satisi sirasinda rakamlar ticari olarak gizli tutulabilir, avukatiniz uzerinden bilgileri istersiniz, surec isler, bilgileri alirsiniz, acquisition sirasinda cikacak kaostan avukatinizin cikartacagi (eger basarabilirse) degerleme ile basbasa kalabilir, firmanin odenmis sermayesi uzerinden almak zorunda birakildiginiz pay ile yetinebilirsiniz. (yasanmis "kotu" ornekler uzerinden ilerliyorum hala). veya hersey cok guzel gider ve sirketiniz $100M valuation'dan satilir, siz de $1.2M'in sahibi olursunuz.
diger yandan hisse opsiyonu anlasmalarinda denk geldigim "personelin isinin gereklerini yerine getirmemesi durumunda" gibi muglak ifadeler is tecrubesi olarak belirli olgunluga ulasmis kisilerin bile dikkat etmedigi, saniyorum sahip olma algisinin gozlerini koreltmesi sebebi ile es gectikleri sikintili unsurlar da fazlasi ile can sikici ve onemli. dikkat etmeden imzaladiginiz sozlesme belirli hayaller ve yatirim ile sahip olmaya calistiginiz geleceginizin ellerinizden ucup gitmesine sebep olabilir. dedigim gibi, sizler de sirkette yatirimci konumundasiniz ve yatiriminizi korumak istiyorsaniz sizlerin de yapmasi gereken yukumlulukler var. kendi calistigim sirketler acisindan kafamin rahat olmasinin sebebi sirket sahiplerinin personellerine "sozlesmeyi mutlaka avukatina goster ve avukatinin onayi ile geri getir, bilmedigin ve sana zarar verecek maddeler var ise karsilikli mutabakat saglayalim" seklinde yaklasim gosteriyor olmalari. buna karsilik denk geldigim pek cok firma (ki iclerinde gecmiste beraber calistiklarim da var) sozlesmeyi personelin onune koyup "bugun icerisinde imzalayip bize teslim etmen gerek" gibi cinlikler ile personelin sozlesmeyi dogru duzgun okumasina bile firsat vermiyor. (kaldi ki bunu yapan cok buyuk olcekli sektor oyunculari da var.). bir cok oyuncu ise yukarida yazdigim sozlere benzer sozler ile (hepimiz zengin olacagiz, hersey cok guzel olacak vs) personeline vaatte bulunmayi tercih ediyor. personeller de iyi niyet cercevesinde bu vaatlere guvenerek is yapiyor ve bir cogu mutsuzluk ve hayal kirikligi ile sonuclanan tecrubelere sahip oluyorlar.
peki nasil olmali, sirketi kuranlar nasil ilerlemeli, bu sirketlerde calisanlar nasil sozlesmelere imza atmali vs gibi konulara simdi girmeyecegim, o da bir sonraki yazinin konusu olsun, ben de firsattan istifade pazar gunumun keyfini cikartmaya devam edeyim.
mola!
uzun uzun yollarim oldu yillar icerisinde. bir suru ucu bucagi belli olmayan seyahatte ogrendigim, bazilarina defalarca giderek pekistirdigim, kimini ise simdi arasam bulamayacagim bir suru yol. kilometrelerce asfalt, kimi zaman toprak, bazen cakil.
Labels: kendimce
yaziya friendfeed'de sevgili Uğur Özmen'den gelen yorumu noktasina virgulune dokunmadan yazinin girizgahi yapiveriyorum. bu kadar guzel oturabilirdi zira..
"Acının vergisini verdik, gülün haracını ödedik... Hüznü demirbaş defterinden düşmeye geldi sıra (demiş Hilmi Yavuz) "
uzunca bir suredir dusunuyorum etrafimdaki insanlara ve sifati insan olanlara karsi tahammulsuzlugumun nedenlerini. neden kopruleri yakmaya meyilli fevri tavir. evet cogu zaman dogru ve gecerli karari veriyor olmama ragmen, cogu zaman gereken tepkiyi veriyor olmama ragmen uzunca bir suredir pismanligini yasadigim tek hareket yuzunden sorgular oldum.
1000 tane dogru karar veriyor olsam dahi 1 tane verdigim yanlis karar yuzunden, bir tane hata yuzunden kaybettigim insan hem hayata bakisimi hem hayata karsi durusumu degistirecek kadar etkili oldu hayatimda. bugun bir kahvalti donusunde arabada tek basima kaldigimda radyo dinlerken duydugum bir parca ve hiz ibresini gormem ile tetiklendi yine dusunceler, yine her zaman "evimize" gittigimiz yolda oldugumu farkettim, "evimiz"in onune geldigimde tekrar farkindaliklarim yerine oturdu ve "burada ne isim var"i sorgulamaya basladim.
ve tekrar farkettim ki onca olup gidene, onca duzeltebilecek yanlisima ragmen bugun zaman makinasini bulsam o gune doner bugun mutlu bir adam olurdum.
insanlarin karsilarindaki veya etraflarindaki insanlara karsi gosterdikleri tahammul siniri ve iyi niyetin olcutu saniyorum kendilerine tahammulleri ile korelatif. kendine tahammulun, kendi hatalarina karsi tahammulun yoksa karsindakilere de hata sansi vermiyorsun. sonuc? yillardir duymaktan biktigim tanrisal yalnizlik.
o kadar kritik insanlardan o kadar agir cumleler duydum ki buna dair, insanlar ve yalnizliklari, bu kadar yalniz olunmamasi gerektigi, hayatimda insanlarin bulunmasi gerektigine dair. soyle bir bakildiginda mutemadiyen diyalogda oldugum herhalde son 10 yildir 1000'den fazla insan(sirkulasyon halinde) var. internet araciligi ile duzenli olarak diyalogda oldugum, sokakta temas ettigim, cok nadiren de olsa disari ciktigimda selamlastigim veya beraber disari ciktigim vesaire vesaire. bir kismini "evet sorumluluk almak gerek" diyerek hayatimin cok ufak kismina dahil edip onlarin dertleri ile de ilgilenmeye basliyorum. cok ufak bir kismini. kalan ise umurumda olmuyor. her zaman yaptigim profession based sohbetler ve alinabilecek know how var ise bu know how'i almak uzerine genel diyaloglar. veya usumus parmaklari isitabilmek icin (uzun suredir taniyanlar bu tabirimi bilir) klavye uzerinde hareketler.
bugune geldigimizde.. yasadigim bilinc kaybi sonrasinda tekrar farkediyorum ki hala konusmak, hala bir seylerin eskisi gibi olmasi icin cabalamak istiyorum. gel gor ki o kadar yiprandim, o kadar yiprattim ki tekrardan herhangi bir uzuntu yasatabilecek olma olasiligi icin icin tuketiyor gunden gune. ve hersey eskisi gibi olsun isterken ben eskisi gibi olursam yine yipratacagim, uzecegim endisesi sebebiyle uzak durmam gerektigini dusunerek "mantigimin" kazanmasina izin veriyorum.
belki de en buyuk hata mantiga bu kadar yer veriyor olmak ozel hayatta. bilemiyorum.(aslinda biliyorum ama bunu degistirmenin zorlugu ile dogru orantili inkar ediyor olacagim bir sure daha.)
bir gun zaman makinasini bulacagim ve ben haric hersey cok guzel olacak. ben ise bu sefer olmam gerektigi gibi.
bir diger "ke$ke"mdir. bugun sahip oldugum hayata bir kac yil oncesinde sahip olabilmek.
eger bugun sahipsem neden bugun olmasin..
cevap bulmam gereken cok soru var. cevaplamam gereken de bir o kadar fazla.
ama biliyorum ki hepsi bir gun gececek.
mutlu olmamin tek sebebi, bugun farkettim yine. hakkinda tek bir kotu soz soylememis olmak. kimse hakkinda kimseyle konusmadigimdan denebilir ama bugune geldigimde donup bakiyorum, ne kimseye ne de kendime "kizginligimi ve kirginligimi ifade etmek" disinda herhangi bir kotu soz soylemisligim yok. bugun bir arkadas sohbetinde gecen diyalog uzerine farkettigimde yuzume bir tebessum yayildi.
mutluydum galiba o an.
neyse, hepsi gececek.
Labels: kendimce
semantic web ve dunyanin yeniden (ve yeniden) kesfi
0 comments Posted by Sets at Posted by Sets : 08 April 2010 13:35yine Ugur Ozmen'in bir blog yazisi uzerinden hareketlendim, friendfeed'den de konusmalara bakabilirsiniz. bir ara bu konunun sohbeti de acilmisti, pek de keyifli bir sohbet olmustu diye hatirliyorum ama ayrintilari kafamda cok net kalmamis.
gelelim konumuza, Ugur Ozmen ile her bir araya geldigimizde ucundan kosesinden de olsa CRM'e bir dokunmadan gecmiyor sohbetler, her seferinde bilgilerin yanlis degerlendirilmesi ve kullanimin hatali olmasi durumunda nasil ornekler olustuguna dair gerek deneyimlenmislikler gerek tecrube gerekse olasi senaryolardan bir veya iki orneklem sohbet icerisinde yerini aliyor. yavas yavas sekillenmeye baslayan (once kullanici bazli icerik, interaktivite/interaksiyon ile gelen) web 2.0, simdi de semantikte semantik diye tutturulan web 3.0.
internetin gercek dunya orneklemlerinden feyz alarak sekillenmesi cok da anormal bir sey degil, hele de herseyin buyuk donanimlari tasimanin zorlugu ile basladigi dusunulecek olursa(TCP ilk zamanlar). gunumuze geldigimizde, markalarin ve sosyal topluluklarin etkilesim icerisinde oldugu bir dunyaya gecis sureci tamamlanir tamamlanmaz web kendisini web 2.0 olarak lanse etti, kullanicilarin internette gecirdikleri sure ve varliklarini ispatlama cabalarini gayet guzel bir sekilde kendi bunyesine entegre ettigi cozumler ile harmanladi ve web 2.0 olarak hepinizin tanismis oldugu interaktif, kullanici orijinli (odakli demiyorum ozellikle) yapilar kurulmaya baslandi. bunlarin temel amaci collaboration(kullanici orijinli isbirligi) odakli (kimi zaman competitive collaboration/kullanici orijinli ranking(siralama) mimarileri ile desteklenmis ve bir biri ile karsilastiran) kullanici deneyimleri saglamakti. sonuc? facebook, twitter, friendfeed diye sayacaktir insanlar ama bunlarin cok daha oncesinde varolan icerik ekleme ve yorumlama siteleri, forum mimarisi, daha evveliyati bbs'lerin yayginlasmasi gerceklesti.
varolanin "kavramlar" ile sinirlarinin belirlenmesi ve bu kavramlar dogrultusunda teknolojiler ile beslenmesi ile belirlenen teknoloji ve kullanici deneyimi odakli cozumler silsilesi diyebiliriz rahatca web mimarileri icin. yillardir kullanici verileri isleniyor, bu veriler dogrultusunda site arka planindan kullaniciya ozel avatarlara, kullaniciya ozel hosgeldin mesajlari ve kampanyalardan kisinin bulundugu ulkenin saatini gostermeye kadar pek cok "kisisellestirme" gerceklestiriliyorken web 3.0 cikip "semantik" olacagim diyor ve bunu "3.0" olarak lanse edip yeni bir seymis gibi sunuyor.
insanlari vuran kisim ise yillardir varolan teknolojilerin web mimarisine standart olarak eklenmesi ve anlatilanlarin kavramsallastirilmis olmasi sebebiyle ilgi cekici gelmesi. (2000'lerin basinda ftuff.com'u hatirlayanlar gunumuzde ajax dediginiz temelinde javascript callback'ten ote bir sey olmayan teknolojinin site icerisinde kullanildigini da hatirlayacaklardir.). teknolojilerin kullaniciya inmesi ve yayginlasmasi ne yazik ki kimi zaman dayatmalar ile oluyor, web konsorsiyum da bu konuda ustune duseni masallah pek guzel yerine getiriyor.
web 3.0'a geldigimizde, her konusu acildiginda aklima gelen sahne yillar oncesinde google ile hazirlanan bir video idi. google diger firmalari alarak bir dev haline geliyor, bir sure sonra news corp'u alip basin tekeli oluyor, sonra televizyon vs derken tum "telekomunikasyon ve iletisim odakli" mecralarin sahibi olup cikiyor, sonrasinda tum internete bagli kullanicilari "editor" olarak kullanarak yeni bir haber/iletisim yapisi olusturuyordu bu felaket senaryosu gerceklemesinde.
genele baktigimizda, zaten halu hazirda varolan bir cok teknolojinin (ornegin: kullanici deneyimini kisisellestirme, kullaniciya ozel icerik saglama, kullaniciya ozel arayuz saglama, kullanici bilgileri ve yonelimleri dogrultusunda ona ozel davranis modelleri belirleme, kullanici ve sosyal cevresinden hareketle kullanicinin taleplerini ve hamlelerini tahmin ederek ona uygun urunu onune cikartma vs vs) tekrardan kavramlar ile bezendigini ve insanlarin onune sunuldugunu goruyoruz. gel gor ki bu sisteme zaten cok uzun bir suredir "social profiling" denmekte, hatta kriminal tarafta suclu profili calismalarinda, akademik/sektorel arastirmalarda anket sonuclarinin degerlendirilmesinden ucu topluluklar ve insanlara dokunan calismalarin degerlendirilmesine bir cok alanda kullanilmakta.
gelelim hadisenin benim icin eglenceli kismina;
Ugur Ozmen der ki, web 3.0 trendi ile birlikte CRM'in onemi cok daha iyi anlasilacak, evet, anlasilmaliydi da zaten, web konsorsiyum ve internet kullanicilarinin gucu ile herkesin kafasina vura vura CRM'in ne kadar onemli oldugu ezberletilecek. identity management'in, varolan veri ambarlarindaki datanin boyutunun degil islenebilirliginin, icerisindeki verinin analiz edilebilirliginin onemi anlasilacak.
bu noktada sormak istedigim basit bir soru var, ayni zamanda da eglendigim soru bu. "peki ama simdiye kadar varolan veriler ne olacak?"
bu soruya cevap "yahu koca koca firmalar coktan hazirlardir" ise donup o koca koca firmalarin identity management, CRM mimarisi tarafinda yaptiklari hatalar sonucu size yasattiklari sacma sapan kullanici deneyimlerine bakin, Ugur Ozmen'in yazmis oldugu, diger konuda uzman insanlarin yazmis oldugu orneklere bakin ve tekrar dusunun derim.
web 3.0 ile yayginlasacak ve hizla gelisecek olan "kullanici odakli" mimari "kullanici orijinli" olan eskisine oranla cok daha ciddi bir analiz sureci, onemli kararlar ve dogru hamleler gerektiriyor. tipki tum CRM projelerinde sureclerin en bastan ele alinarak dogru analiz ve strateji ile cozume gidilmesinin gerekliligi gibi.
onumuzdeki surecte keyifle izleyecegim o copluge donmus veri havuzlarinin optimizasyonu icin harcanacak paralari, kaybolan verileri, yasanan sorunlar sebebi ile saatlerce, gunlerce hizmet veremeyecek devleri.
neden keyifle? cunki; nush ile uslanmayana etmeli tekdir, tekdir ile uslanmayanin hakki kotektir.
evet.
Labels: technical






























