Sisteminizde Flash Player 10 kurulu değil :(

yaziya friendfeed'de sevgili Uğur Özmen'den gelen yorumu noktasina virgulune dokunmadan yazinin girizgahi yapiveriyorum. bu kadar guzel oturabilirdi zira..

"Acının vergisini verdik, gülün haracını ödedik... Hüznü demirbaş defterinden düşmeye geldi sıra (demiş Hilmi Yavuz) "

uzunca bir suredir dusunuyorum etrafimdaki insanlara ve sifati insan olanlara karsi tahammulsuzlugumun nedenlerini. neden kopruleri yakmaya meyilli fevri tavir. evet cogu zaman dogru ve gecerli karari veriyor olmama ragmen, cogu zaman gereken tepkiyi veriyor olmama ragmen uzunca bir suredir pismanligini yasadigim tek hareket yuzunden sorgular oldum.

1000 tane dogru karar veriyor olsam dahi 1 tane verdigim yanlis karar yuzunden, bir tane hata yuzunden kaybettigim insan hem hayata bakisimi hem hayata karsi durusumu degistirecek kadar etkili oldu hayatimda. bugun bir kahvalti donusunde arabada tek basima kaldigimda radyo dinlerken duydugum bir parca ve hiz ibresini gormem ile tetiklendi yine dusunceler, yine her zaman "evimize" gittigimiz yolda oldugumu farkettim, "evimiz"in onune geldigimde tekrar farkindaliklarim yerine oturdu ve "burada ne isim var"i sorgulamaya basladim.

ve tekrar farkettim ki onca olup gidene, onca duzeltebilecek yanlisima ragmen bugun zaman makinasini bulsam o gune doner bugun mutlu bir adam olurdum.

insanlarin karsilarindaki veya etraflarindaki insanlara karsi gosterdikleri tahammul siniri ve iyi niyetin olcutu saniyorum kendilerine tahammulleri ile korelatif. kendine tahammulun, kendi hatalarina karsi tahammulun yoksa karsindakilere de hata sansi vermiyorsun. sonuc? yillardir duymaktan biktigim tanrisal yalnizlik.

o kadar kritik insanlardan o kadar agir cumleler duydum ki buna dair, insanlar ve yalnizliklari, bu kadar yalniz olunmamasi gerektigi, hayatimda insanlarin bulunmasi gerektigine dair. soyle bir bakildiginda mutemadiyen diyalogda oldugum herhalde son 10 yildir 1000'den fazla insan(sirkulasyon halinde) var. internet araciligi ile duzenli olarak diyalogda oldugum, sokakta temas ettigim, cok nadiren de olsa disari ciktigimda selamlastigim veya beraber disari ciktigim vesaire vesaire. bir kismini "evet sorumluluk almak gerek" diyerek hayatimin cok ufak kismina dahil edip onlarin dertleri ile de ilgilenmeye basliyorum. cok ufak bir kismini. kalan ise umurumda olmuyor. her zaman yaptigim profession based sohbetler ve alinabilecek know how var ise bu know how'i almak uzerine genel diyaloglar. veya usumus parmaklari isitabilmek icin (uzun suredir taniyanlar bu tabirimi bilir) klavye uzerinde hareketler.

bugune geldigimizde.. yasadigim bilinc kaybi sonrasinda tekrar farkediyorum ki hala konusmak, hala bir seylerin eskisi gibi olmasi icin cabalamak istiyorum. gel gor ki o kadar yiprandim, o kadar yiprattim ki tekrardan herhangi bir uzuntu yasatabilecek olma olasiligi icin icin tuketiyor gunden gune. ve hersey eskisi gibi olsun isterken ben eskisi gibi olursam yine yipratacagim, uzecegim endisesi sebebiyle uzak durmam gerektigini dusunerek "mantigimin" kazanmasina izin veriyorum.

belki de en buyuk hata mantiga bu kadar yer veriyor olmak ozel hayatta. bilemiyorum.(aslinda biliyorum ama bunu degistirmenin zorlugu ile dogru orantili inkar ediyor olacagim bir sure daha.)

bir gun zaman makinasini bulacagim ve ben haric hersey cok guzel olacak. ben ise bu sefer olmam gerektigi gibi.

bir diger "ke$ke"mdir. bugun sahip oldugum hayata bir kac yil oncesinde sahip olabilmek.

eger bugun sahipsem neden bugun olmasin..

cevap bulmam gereken cok soru var. cevaplamam gereken de bir o kadar fazla.

ama biliyorum ki hepsi bir gun gececek.

mutlu olmamin tek sebebi, bugun farkettim yine. hakkinda tek bir kotu soz soylememis olmak. kimse hakkinda kimseyle konusmadigimdan denebilir ama bugune geldigimde donup bakiyorum, ne kimseye ne de kendime "kizginligimi ve kirginligimi ifade etmek" disinda herhangi bir kotu soz soylemisligim yok. bugun bir arkadas sohbetinde gecen diyalog uzerine farkettigimde yuzume bir tebessum yayildi.

mutluydum galiba o an.

neyse, hepsi gececek.

2 comments:

nihayetinde hayat kisa. keske'ler her daim cekmecelerimizde naftalinli mendiller icinde duracak. bazisi iyi ki olmadigi icin, bazisi da keske olsaydi diye. nafile oldugunu kavrayip, kabul ettigimizde herseyi oldugu gibi, o vakit iste bir tebessum olusabiliyor tekrardan. zira zamanla anliyoruz ki gercekten hayat kisa. cok kisa.

19/4/10 17:35  

yasami uzatabilmek kimi zaman ortadan kaldirabilecegimiz "ke$ke"leri yok etmek ile mumkun oluyor.

bazen de bir omru "ke$ke"lere feda edebiliyoruz.

hayat her iki kosulda da devam ediyor. konu galiba sadece nasil devam ettigi aslinda.

19/4/10 17:37  

Newer Post Older Post Home