uzun uzun yollarim oldu yillar icerisinde. bir suru ucu bucagi belli olmayan seyahatte ogrendigim, bazilarina defalarca giderek pekistirdigim, kimini ise simdi arasam bulamayacagim bir suru yol. kilometrelerce asfalt, kimi zaman toprak, bazen cakil.
bazi yollari nasil acele ile, kafam mesgul gecmek zorunda kaldi isem.. 10. defa gectigim bir koy yolunda daha once hic farketmedigim bir cesme gorebiliyorum, bir dagin eteginde daha once farketmedigim bir kasaba, koy gorebiliyorum. baktikca gorebiliyorum aslinda. bakabildigim surece daha cok keyif aliyorum yollardan.
bugun ise biraz daha ilgincti yol.. herkesin garipsedigi rituellerime bir yenisini ekledim. eski zamanlarda yollar icin kimi zaman sebebim vardi, kimi zaman ise istegim. bir sebepten gitmem gerekirdi, ya o sebep ben olurdum, ya isler. bugun ise biraz daha garipti. bir bulutu bulmam gerekiyordu.
yola cikarken dusundum biraz bunu, bulut nasil aranir onu bile bilmiyordum. (ki hala da bilmiyorum..) sonra hayatimin genelini dusundum. basladigimda bir cok seyi bilmiyordum, ya bilen yoktu, ya biz yapmak zorunda idik ilk defa, cabaladim, ogrendim bir sekilde ve basardik bugune kadar gerekenleri. bugun ise bir bulutu bulmam gerekiyordu ve yine bilmiyordum bir seyin baslangicinda.
daha once arayan var miydi onu bile bilmiyordum ama yola cikmak istedigimden emindim ve emektar arabamin direksiyonuna gecip dolasmaya basladim. eski oyunum aklima geldi, bulutlarin sekillerine anlam yukleme oyunu, bazen abartip akan bulutlarin hikayeler anlatmasi gibi kurgular turetirdim kafamdan, birbirine bagli gorsellerin anlattigi hikayeler. yine gozum gokyuzunde, ben direksiyonda, fonda bu sefer bir tini yok, niyeyse sanki bulutun sesini duyabilirmisim gibi bir his ile ciktim yola, gozum gokyuzunde, elim direksiyonda..
bir 50 km kadar gittim oldugunu tahmin ettigim yere dogru, sonrasinda kagit kalem ile calismanin daha iyi olabilecegini dusundum. ne de olsa eski kulturlerin gok bilime dayandirarak cozdukleri yasam bicimleri, yonetim sistemleri vardi. gokbilime siginabilirdim. durdum turk kahvesinin olmasi muhtemel bir yerin onunde.. gozum hala gokyuzunde. turk kahvemi soyledim, her zamanki gibi, duble, bol sekerli. kagit kalem onumde cizmeye basladim, bulutu dusundum, olmasi muhtemel yerleri, duydugum sesleri ekledim, bazi vizyonlari ve ek bir kac bilgiyi. ufak bir harita elde ettim yaklasik 40 km2'lik bir alanda.. dogru bolgedeyim biliyordum ama 40km2 cok buyuk bir alandi.
bir elimde direksiyon, gozlerim gokyuzunde, diger elimde kagit, ara ara cizdigim haritaya bakar sekilde ciktim tekrar yola.. gectigim yerleri isaretlemeyi denedim ama kus bakisi harita uzerine karadan motorize isaretleme cok mumkun degildi. biraz daha dusunmem gerektigine karar vererek geri dondum gozum yolda, ellerim direksiyonda.
ve bugun bulutu bulamadim.. ama kendimce bir haritam var elimde. gectigim yollari isaretleyerek sabir ile aramaya devam edecegim. niye bulmam gerektigi ise basli basina muamma. tek bildigim antik yunan'da yagmur yagdiktan sonra olusan gokkusaginin icerisinden bir tek bu bulutun gecebildigi ve bulutun golgesinin dustugu yerde gulumseyen bir cin oldugu.
ps: bu cine iliskin dusunce asamasinda kurgusal bir masal mevcut zihnimin kivrimlarinda. vefakat bu kivrimlar sicaktan duzlestigi icin soguyup burustuklari gibi onu da kaleme almak niyetindeyim.(kendime not)